biraz daha normal vedalarım
hayata susamış gemilerim
kıyılarımda yüzüyor
balıklar gibi
ama kanatları var
hayalleri uçmak bilmez çoğu zaman
yüreğimize konar
bekler orada
uçan sen olursun
elini uzattığında bir elma var orada
kaderi geçmişinden silen
hiç mi beklemedin limanında yalnızlığı
sessiz uçurum kenarında şarkılar dinlemedin
tohumları yeni düşmüş gül yapraklarının
tomurcuklarında yeni hayatlar gibi
hiç mi görmedin umutları
sevmedin mi hiç yalnızlığı
keşfetmedin mi amerikayı, romayı, afrikayı
o altı saniyelik uyku vaktinde
tek mi kaldın hep kendinle
sönmüş mumları yıldızlara benzettin
uykuda
tekrar rüya gördün
üflediğin her yangın büyüyordu içinde
her şarkı dilinde
oysa tek bir tane var yüreğinde
bilmiyorsun
görmüyorsun
arıyorsun
sadece arıyorsun.
yumurtanın tavuktan çıkıp da
midende bittiği o günü unutmuyorsun
hayatı ne zannediyorsun
geçmişin fotoğraflarını bantlayıp da
o renksiz tahta kutuna geri koyacağını mı?
sus
dilindeki yaralar çok konuşmaktan
çok silkelendin hayatın perişanlığından
hoşçakalların çok toprak altı
yıldızlar hala seni izliyor
uzaktan samanyolu el sallıyor
sen el sallıyorsun
kimi vedalar hiç bitmiyor
unutma yalnızlığı
o seni yaratıyor
sen ondan güç alıyorsun
senin için yaratılmamış bir başkası
sadece kendinlesin
unutma
sen de üstüne yalnızlık konmuş kuşları bir gün rüyanda göreceksin
kanatları altında olduğun zaman...
Bir kız var. Görünmeyen bulutlarında uçuyor, parlamayan güneşinde ısınıyor. her sene büyüdüğü için yaşını söylemeye de gerek duymuyor. duygusal, stres dolu. ne yapması gerektiğini bilemediği için tüm varlığıyla ve edebiyatıyla burada.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder