bulduğumuz bir cennet vardı
elvedaların ardı arkası kesilmeyen gülüşlerde
bir kayaya yazardı dalgalar ismimizi
ve sonra taşlar çıkardı denizin altından
kabuklarına, yıldızlarına inat kumları süpürürdü neşesi
bizden ne kaldıysa geriye gökyüzüne
serpildi cehenneme
bulanıklaştı sevdalar
sana merhaba dedi bulutlar
ve güneş denizde battı birden
hiç de ufukta değildi umutlar
hiç de sevmezdi bizi sabahlar
sırf yıldızlar el sallasın diye gözlerimize
sırf utanmayın diye merhaba size de ay dede
bu gece kırmızı gece
kalplerimiz kanıyor
bu gece bizim gece
hayallerimiz sarraf oluyor
bir umutlar penceresi merak ediyor yerin dibini
ve artık o pencere yerkabuğuna açılıyor
hava girmiyor içeri
toprak giriyor
ellerinden tutuyorum sanki kökleriymiş gibi sabahın
hiç de ağaçlar sevmez çiçekleri
hiç de çiçekler sevmez köklerini
hepsi iç içe büyüyor
sanki papatyalar komşu sevdalı ruhuma
yanmış göklerime uzanırken kökleri
parçalanmış kalbimde dolanırken yaprakları
sırf o yüzden seviyor beni
sırf o yüzden geriye kalanları unutuyor aşkları
merhabalar size de dolgun yüzler
ağlıyorsunuz bu gece
bir haller var bizde
acımızda
kalbimizde...
uzak bir deniz
nerede var sanki bize
yeraltında cennetler...
Bir kız var. Görünmeyen bulutlarında uçuyor, parlamayan güneşinde ısınıyor. her sene büyüdüğü için yaşını söylemeye de gerek duymuyor. duygusal, stres dolu. ne yapması gerektiğini bilemediği için tüm varlığıyla ve edebiyatıyla burada.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder