Derler ki
bir kadınla bir erkek
yan yana gelirse önce tanışırlarmış
karpuz kabuğu kırılıp da samimiyet başlar
şakalaşmalar, gülüşmeler buğulu havayı bozarmış
bir kadınla bir erkek
arkadaş olduktan sonra birbirlerine
sonsuz gelebilecek uzunlukta bakışlarla
içten gelen titremelerle
birbirlerine cevap verirlerse
o an aşk başlamazmış
kadınla erkek sonuçta
ne olacağını bilemezsin
derler ki
kadın karşısındakinden ya utanırmış
ya da zıtlaşırmış
erkekse hep aynı
anlamazmış, kız belirtilerini saklamaktan vazgeçmediği için
oysa ki hala arkadaşlarmış
ismini başkalarıylayken duyunca
ilk kimin kalbi çarparsa
o isimdeki kişiye uyarı gönderirmiş
ve dünyada etkileşim çerçevesi böyle sürüp gidermiş
derler ki
bir kadın severse
belli etmezmiş
erkek severse
kadını elde etmesi gerekirmiş
kıskandığında
gözlerinin içine bakarak güldüğünde
konuşmayıp da dili etkisiz hale geldiğinde
kekelediğinde
elleri titrediğinde
bir bak gözlerine
ne var kalbinin içinde
hasta mı
aşık mı...
derler ki
sevda başa düştüğünde
hep onu görmek lazımmış
sesini duymak
varlığını hissetmek
ama demezler ki
hep böyle kalmazmış
sevda başlı başına bir acıymış
unutman gerekiyorsa unutacağın
ama unutamayacağın
sevmiyorum deyip de ağlamayacağın
ama ruhunun selleri sonradan şelaleler olunca alışacağın
ve sonsuzluk bundan yaratılmış...
Bir kız var. Görünmeyen bulutlarında uçuyor, parlamayan güneşinde ısınıyor. her sene büyüdüğü için yaşını söylemeye de gerek duymuyor. duygusal, stres dolu. ne yapması gerektiğini bilemediği için tüm varlığıyla ve edebiyatıyla burada.
21 Ağustos 2014 Perşembe
18 Ağustos 2014 Pazartesi
AŞK; bizim olduğu kadar, hepimizin.
istersen kendine bağla
istersen tut elimden, çek çıkar beni
kendime geldiğimde bir kıvam kızgınlığıma tuz serpersin belki
sesimi yükselttiğimde elimden tutup çekersin belki
yükseklerde bitmezlikler var
bir deste neşe, bir düzine mutluluk
saçlarımda sessizlik var, gülüşümde huzur
hayatın akıp gidişinde belirsizlik
sende yaratılmamış bir güzellik
nereye gitsek bu gece
seçtiğimiz pembe diyarlardan uzak, sihirli denizlere
belki de elimden tuttuğun o deniz manzaralı yemeğe
gittiğinde bir şey daha seçtim
gidişinden yoksun
sevgi sağanağında kayıp
bir yokuş var üzerimde sanki
ve kayıp gidiyorsun sürekli ellerimden
sana da anlatmak isterim bir şey
"sesin güzel sevgilim, sözlerin de hayatıma bedel"
gel, çek götür beni derinlerden
korkulacak son şey olur
korkun yine büyükse bedeninden
seneye de kullanma ama
at gitsin olmuyorsa
zirvede beklenilenler
hep ait olduğu yerdeler
varlığından yoksun
bir ses olsa da sana ulaşır bedeli
ahmağın eziyeti olur; sevgisizliği
unutma, tut ellerimden
pek bir kayıp yok gülüşlerimden
varsa da bir öpersin, geçer.
uzak değil ihtimaller
yerin dibinde de sana yer var
gökyüzünün everestinde de
ve altyazısı var bu aşkın:
bir daha yok.
çünkü artık diğerleri aşktan yoksun
çünkü bizim aşkımız onların...
17 Ağustos 2014 Pazar
Peyniiir!
istiyorum ki
elleri nasır tutmuş bir balıkçının teknesinde
sonsuza dek sürecek mutluluğun denizinde
kaybolsak şafak vaktinde
ne var senin yüreğinde büyük adam?
söyle
mavi denizler gönderir belki gökyüzüne
fotoğrafını çekerim istersen
balık kokan ellerimle
yüreğini dinlerim
müzikten vazgeçmeyen kulaklarımla
gözlerine bakarım
başkasını görmeyen gözlerimle
koklarım teninin kokusunu,
denizden buharlaşan tuzun esintisiyle
ama önce sarılsam keşke
ve öpsem yanaklarından
balıkçı adam bize bakmadan
kondursam busemi kiraz kırmızısı dudaklarına
bize kaptan olduğunu söylemeden önce
evlenmiş oluruz belki
korkma
evlilik delisi değil yüreğim
sadece fotoğrafını çektim bu kalbin
elimdeki mutlu resmin...
kendine iyi baksan da yeter
kaptan bize gülümseyecek sonuçta
ve demiri alıp kaybolacağız ufuk çizgisinde
ve bulamazsak birbirimizin ellerini yeniden
gideriz sonsuzluğa
gökyüzü de denizden bir parça sonuçta....
elleri nasır tutmuş bir balıkçının teknesinde
sonsuza dek sürecek mutluluğun denizinde
kaybolsak şafak vaktinde
ne var senin yüreğinde büyük adam?
söyle
mavi denizler gönderir belki gökyüzüne
fotoğrafını çekerim istersen
balık kokan ellerimle
yüreğini dinlerim
müzikten vazgeçmeyen kulaklarımla
gözlerine bakarım
başkasını görmeyen gözlerimle
koklarım teninin kokusunu,
denizden buharlaşan tuzun esintisiyle
ama önce sarılsam keşke
ve öpsem yanaklarından
balıkçı adam bize bakmadan
kondursam busemi kiraz kırmızısı dudaklarına
bize kaptan olduğunu söylemeden önce
evlenmiş oluruz belki
korkma
evlilik delisi değil yüreğim
sadece fotoğrafını çektim bu kalbin
elimdeki mutlu resmin...
kendine iyi baksan da yeter
kaptan bize gülümseyecek sonuçta
ve demiri alıp kaybolacağız ufuk çizgisinde
ve bulamazsak birbirimizin ellerini yeniden
gideriz sonsuzluğa
gökyüzü de denizden bir parça sonuçta....
Acılar tarifesi
bir yanımda şaha kalkmış güvercinler var
diğer yanda uçan atlar
bense balıklar gibi yüzebilip, diğer bütün hayvanlar gibi koşup yürüyebiliyorken
uçamamanın derdindeyim
merdivenin başında oturuyoruz
uçurtmalar selam gönderiyor bulutlardan
gülümseyemiyorum bile güneş ışığından
sorsalar ne bu derdin diye
güneşi suçlayacağım, inan
sesi var sessizliğin de akıp giden yalnızlığa
ve içime çekilmiş bir parça gariban inat
güçsüz bir parçası yoksulluğumun; duygulardan
geç kalmış ertesi bir sabah; karanlıktan
teslim olamıyorum kollarına aşkın, derken
çıksan karşıma...
bir tarafı var
sancılı yüreklerin toplandığı
hani hiçbir şey yapmazsın ama bir hapise tıkılırsın
oysa ki hiçbir suçun yoktur
o taraftayım
ceza mı çekiyorum
ama çok uzak zihnim de kalbim de; ruhumdan
merhaba
teslim olmadan önce
uğra bir acılar tarifesine
sana da kelepçe taksınlar
geçmişten kaçmadan önce...
14 Ağustos 2014 Perşembe
ithaf: nobody
belki sana bir şekerden bahsetmemişlerdir hiç
sessizlikte ağzına attığında uykuya daldıran hayallerden oluşan
ve sen rüyanı görürken hayat bir şekilde akıp gider
uyumasak keşke, dersin
birkaç saat daha göreyim o gökyüzünü
ve bir film izlersin
yaşadığını zannedersin
oysa hayaller alır başını giderken
sen bir kenara çekilirsin
herkes nerede?
sözlü halk toplantısında tatlıları mı eleştiriyorlar
dünyada nerede kalmış bunca acı, bunca nefret
herkes düşmanına sarmış, başında olup biteni göremezken
gözünün önünde öldürseler onca adamı
onca çocuğu
onca hayvanı
biraz daha sessiz kalmak istersin
ve çığlıklarını bulutlara yüklersin
insanlara kaç para lazım daha da zengin olmaları için
yoksa yürekleri mi lazım insanların?
kanları mı?
vampirlikle zengin olmuş silah tutan eller
ve o eller nasırlı.
sudan geçir bi istersen
sessizlik modu artık kapalı
senin yüreğinse bizde artık.
artık küllerle oynamanın zamanı...
sessizlikte ağzına attığında uykuya daldıran hayallerden oluşan
ve sen rüyanı görürken hayat bir şekilde akıp gider
uyumasak keşke, dersin
birkaç saat daha göreyim o gökyüzünü
ve bir film izlersin
yaşadığını zannedersin
oysa hayaller alır başını giderken
sen bir kenara çekilirsin
herkes nerede?
sözlü halk toplantısında tatlıları mı eleştiriyorlar
dünyada nerede kalmış bunca acı, bunca nefret
herkes düşmanına sarmış, başında olup biteni göremezken
gözünün önünde öldürseler onca adamı
onca çocuğu
onca hayvanı
biraz daha sessiz kalmak istersin
ve çığlıklarını bulutlara yüklersin
insanlara kaç para lazım daha da zengin olmaları için
yoksa yürekleri mi lazım insanların?
kanları mı?
vampirlikle zengin olmuş silah tutan eller
ve o eller nasırlı.
sudan geçir bi istersen
sessizlik modu artık kapalı
senin yüreğinse bizde artık.
artık küllerle oynamanın zamanı...
9 Temmuz 2014 Çarşamba
aşk mı dersin, bilmezsin.
günlerden bir gün, var olan, yaşanan,
her saniyesi bitime yaklaşan bir gün
tıpkı aşk gibi
uzaktan sevmek
alışamamak
yapamamak daha fazla
hani o mesafeler var ya
sadece kilometrelere bağlı değil
yanındaki insan da çok uzakta
bazen senden uzakta
bazense kalbinden
bense kalbimi kilometrelere kaptırmışım
ona bağlanmışım
veyahut "onlara"...
dinlediğim şarkılarda onu görmüşüm
bazıları yasak aşk ta derinlerde
bazılarıysa bakılmaması gereken bir nadide
çok eski artık aşklar gözlerde
olan biten hiçbir şey yok
çünkü bakışlarından kaçıyorum aşkın.
sessiz bir "merhaba"sını bile duyamadığım
bir aşka kapılıyorum sonra
"neredesin" diye ararken, kayboluyorum
bu mudur aşk, bilmiyorum
gittiğim her yerde onu görmeyi ummaktansa
zamana bırakmak gerek
bekliyorum
bekliyorum
bekliyorum...
günlerden bir gün, var olan, yaşanan,
her saniyesi bitime yaklaşan bir gün
tıpkı aşk gibi
uzaktan sevmek
alışamamak
yapamamak daha fazla
hani o mesafeler var ya
sadece kilometrelere bağlı değil
yanındaki insan da çok uzakta
bazen senden uzakta
bazense kalbinden
bense kalbimi kilometrelere kaptırmışım
ona bağlanmışım
veyahut "onlara"...
dinlediğim şarkılarda onu görmüşüm
bazıları yasak aşk ta derinlerde
bazılarıysa bakılmaması gereken bir nadide
çok eski artık aşklar gözlerde
olan biten hiçbir şey yok
çünkü bakışlarından kaçıyorum aşkın.
sessiz bir "merhaba"sını bile duyamadığım
bir aşka kapılıyorum sonra
"neredesin" diye ararken, kayboluyorum
bu mudur aşk, bilmiyorum
gittiğim her yerde onu görmeyi ummaktansa
zamana bırakmak gerek
bekliyorum
bekliyorum
bekliyorum...
hayaller uzak olamaz
belki de tek bir adım
ama hangi küçük kız kendi ellerinden öper ki
kendi yanağını okşar ki olmaz parası,
çalar şeker elmasını
takarsa parmağına büyür o zaman
hangi bebek ağlamasını içine atar ki
acısı bir açlık kadardır
bizde acılar aşkla sınırlı
bilmiyorum ben uzak sevgileri
kimse sevmedi beni şimdiye kadar
kimse görmedi gözlerimi
tutmadı elimden, götürmedi kalbinin derinliklere
çekmedi içine sıkı sıkı
koklamadı saçımdan
biraz büyüktüm
azıcık küçülsem...
çok geçmeden dolsa sol yanım kalp atışlarıyla
oysa ki severdim ben çok önceden
şimdiyse bitmiş bir şeyler var
olmayacağına inandığım şeyle
hayalleri yıkılmış bir insan
yeniden inşa edene kadar beklermiş, parçaları onarmayı az da olsa
artık tuzdan farkı kalmadı parçalarımın
ve hayaller öylece kaldı
belki de sadece yüzerlerdi suya düşşelerdi
ben istemedim
boğulup gitmeden geri getirebilirdim onları
ben imkansızı istedim
özür dilerim...
1 Aralık 2013 Pazar
Bana hediye bir sabahtan kalan yalnizligim
Serefine yildizlari saydigim kahpe dunya
Sevgisi yureginden kopartilmis katil bir cocuk belki
Sessizligi dunyalara bagislamis sonbahar sarkisi
Yapraklarin citirtisi
Kar esintisi
Eli cebinde bir adam
Usumeyi seciyor
Yalnizligina perde giydirmis
Bankta oturuyor
Deniz dalgasinda bogulmus
Mavi bir sabah doguyor geceden kalmis dolunayla
Gunes pembe daglarin arkasinda
Oyun oynuyor bulutlarla
Cocuk kapida ekmegini beklermis
Derler ki ask birden bire gelirmis
Derler ki beklemedigin bir zamanda
Elinden kayip gidenmis
Umutlarla dolu su dunyada
Tek bir gun yuzunu goremedigin her ana
Duygularini bagislarsin
Birak
Evren senin yerine aglasin
Sonsuzluk ucup gitsin kalbinden
Gulumsemesi yuzunde
Gozyaslari kalbinde cocuk
Ayakkabilarini bagliyor
Buyumus
Limanini sasirmis gemi geciyor bogazdan
Tutunamiyor
Ask saniyor onu
Ve gunlerce bekliyor
Aylarca
Hep baskalari geciyor
Ama o gemi bir daha limana donmuyor
Benzetiyor hep herkesi ona
Hikayesi bitmis cocugun
Uykuya dalmis sonunda
Ve ruyasinda kirmizi elmaslari goruyor
Beklemekse bir ise yaramiyor
Evren hala temiz
Kalbim hala sensiz
Ve baktigim her yerde sen
O adam oluyor
Umutlari sonsuzluga gomulmus
Ve tepesinde martilar
Cocuksa kosuyor
Yolun sonu gelmis
"Merhaba neseli ayaklar
Ne getirdin yalnizligima, ucurtmadan baska
Soyle ne var elinde
Ne sakliyorsun? Soyle
Bir gecip gitmeyi daha kaldiramaz yuregim..."
Merhaba demeden hosca kal demesin
Belirsizlikler tukensin
Ve son dilegim gerceklessin
Yalnizlik bos
Herkes bir yerlere varmaya calisiyor
Ve gozunun icine bakamadigim her dakika
Zaman tukeniyor
Hani demistim ya
Saniyeler, saatler bosuna
Ani yasa
Ve aniden cik karsima
Konusmasan da olur
Ben senin yerine konusurum
"Merhaba"
Derler ki sen hic oluruna birakma
Asla gurur olmaz askta
Bir arasi yok gunesle daglarin
Bulutlarla yildizlarin
Hepsi bir arada
Hepsi baktigin yerde
Uzak da olsalar cok yakinlar aslinda
Hic bir sey imkansiz degil bu hayatta
Cunku sen varsin
Sen oldugun surece umut da var olacak.
Serefine yildizlari saydigim kahpe dunya
Sevgisi yureginden kopartilmis katil bir cocuk belki
Sessizligi dunyalara bagislamis sonbahar sarkisi
Yapraklarin citirtisi
Kar esintisi
Eli cebinde bir adam
Usumeyi seciyor
Yalnizligina perde giydirmis
Bankta oturuyor
Deniz dalgasinda bogulmus
Mavi bir sabah doguyor geceden kalmis dolunayla
Gunes pembe daglarin arkasinda
Oyun oynuyor bulutlarla
Cocuk kapida ekmegini beklermis
Derler ki ask birden bire gelirmis
Derler ki beklemedigin bir zamanda
Elinden kayip gidenmis
Umutlarla dolu su dunyada
Tek bir gun yuzunu goremedigin her ana
Duygularini bagislarsin
Birak
Evren senin yerine aglasin
Sonsuzluk ucup gitsin kalbinden
Gulumsemesi yuzunde
Gozyaslari kalbinde cocuk
Ayakkabilarini bagliyor
Buyumus
Limanini sasirmis gemi geciyor bogazdan
Tutunamiyor
Ask saniyor onu
Ve gunlerce bekliyor
Aylarca
Hep baskalari geciyor
Ama o gemi bir daha limana donmuyor
Benzetiyor hep herkesi ona
Hikayesi bitmis cocugun
Uykuya dalmis sonunda
Ve ruyasinda kirmizi elmaslari goruyor
Beklemekse bir ise yaramiyor
Evren hala temiz
Kalbim hala sensiz
Ve baktigim her yerde sen
O adam oluyor
Umutlari sonsuzluga gomulmus
Ve tepesinde martilar
Cocuksa kosuyor
Yolun sonu gelmis
"Merhaba neseli ayaklar
Ne getirdin yalnizligima, ucurtmadan baska
Soyle ne var elinde
Ne sakliyorsun? Soyle
Bir gecip gitmeyi daha kaldiramaz yuregim..."
Merhaba demeden hosca kal demesin
Belirsizlikler tukensin
Ve son dilegim gerceklessin
Yalnizlik bos
Herkes bir yerlere varmaya calisiyor
Ve gozunun icine bakamadigim her dakika
Zaman tukeniyor
Hani demistim ya
Saniyeler, saatler bosuna
Ani yasa
Ve aniden cik karsima
Konusmasan da olur
Ben senin yerine konusurum
"Merhaba"
Derler ki sen hic oluruna birakma
Asla gurur olmaz askta
Bir arasi yok gunesle daglarin
Bulutlarla yildizlarin
Hepsi bir arada
Hepsi baktigin yerde
Uzak da olsalar cok yakinlar aslinda
Hic bir sey imkansiz degil bu hayatta
Cunku sen varsin
Sen oldugun surece umut da var olacak.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
