Derler ki
bir kadınla bir erkek
yan yana gelirse önce tanışırlarmış
karpuz kabuğu kırılıp da samimiyet başlar
şakalaşmalar, gülüşmeler buğulu havayı bozarmış
bir kadınla bir erkek
arkadaş olduktan sonra birbirlerine
sonsuz gelebilecek uzunlukta bakışlarla
içten gelen titremelerle
birbirlerine cevap verirlerse
o an aşk başlamazmış
kadınla erkek sonuçta
ne olacağını bilemezsin
derler ki
kadın karşısındakinden ya utanırmış
ya da zıtlaşırmış
erkekse hep aynı
anlamazmış, kız belirtilerini saklamaktan vazgeçmediği için
oysa ki hala arkadaşlarmış
ismini başkalarıylayken duyunca
ilk kimin kalbi çarparsa
o isimdeki kişiye uyarı gönderirmiş
ve dünyada etkileşim çerçevesi böyle sürüp gidermiş
derler ki
bir kadın severse
belli etmezmiş
erkek severse
kadını elde etmesi gerekirmiş
kıskandığında
gözlerinin içine bakarak güldüğünde
konuşmayıp da dili etkisiz hale geldiğinde
kekelediğinde
elleri titrediğinde
bir bak gözlerine
ne var kalbinin içinde
hasta mı
aşık mı...
derler ki
sevda başa düştüğünde
hep onu görmek lazımmış
sesini duymak
varlığını hissetmek
ama demezler ki
hep böyle kalmazmış
sevda başlı başına bir acıymış
unutman gerekiyorsa unutacağın
ama unutamayacağın
sevmiyorum deyip de ağlamayacağın
ama ruhunun selleri sonradan şelaleler olunca alışacağın
ve sonsuzluk bundan yaratılmış...
Bir kız var. Görünmeyen bulutlarında uçuyor, parlamayan güneşinde ısınıyor. her sene büyüdüğü için yaşını söylemeye de gerek duymuyor. duygusal, stres dolu. ne yapması gerektiğini bilemediği için tüm varlığıyla ve edebiyatıyla burada.
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder