28 Ağustos 2014 Perşembe

ne kadar hissettirir ki zaten bir insan duygularını?
gerçeklerden her zaman kaçın
gerekirse hayal dünyanızda yaşayın
ama bu arada sırada gezintiye çıkmanız gerektiğini de unutturmasın
o dünya neşe dolu, hayat dolu diye
acı yüzünüzü de örtmeyin
çünkü o dünyada her şey sizin istediğiniz gibidir
ve hiç istemediğiniz müdahalelerde bulunan insanlar olacaktır
onlara gereken cevabı vermek için çıkın

bazı insanlar öyledir ki
asla sana özel hissettirmez
hem de hiç
duygusuzca dolaşırsın yanında
önemsediğini sanırsın
sürekli berabersinizdir
sürekli paylaşımlarda bulunursunuz
onlarca fedakarlık yaparsın
onlarca duygular yaşarsın onun için
bütün istediklerine ve yaşam tarzına saygı duyup bi nebze de olsun yanında samimiyeti hissettiğin için bağını koparamazsın
katlanırsın tüm olanlara
ve bir anda arkasını döner sana
çekip gitmez belki
hep yanı başında olmaya devam eder
ama artık görmezden geleceğin insanlardan birisidir 

ve her şey bitince anlarsın ki
aslında aranızda olan tek şey zorunluluktan doğanmış
onunla hiçbir şey paylaşmamışsın
hep yardımına ve peşine koşmuşsun
ama karşılık alamamışsın
ve yanındayken 
özel hissetmemişsin
ve bitince
bu yüzden özlememişsin...

hayal dünyası işte
özleyeceğini sanmanı da o sağlamıştır
ama yerini dolduran onlarca insan
onlarca hayalle
ondan haber bile alamazsın
çünkü artık bağlantısı yoktur onun
senin dünyanla
at onları dünyandan
çöpler bile geri dönüştürülebilir çoğunlukla
bazılarıysa asla...

21 Ağustos 2014 Perşembe

kitabımın yanında buldum gözlüğünü
kalbimin kapıları açılırken sana
sesim yetmezken bir tane daha çığlığa
adını söyledim
oysa ki gönlüme cereyan yaptı aşk
biraz fazla
gidelim uzaklara
kahvaltımız var önce
sen çay oku
ben kitabımı demlerken
sigaranı ye sen
ben zeytinimi tüttürürken
neler yaptın bana böyle aşk
daha sevgi yola bile çıkmamışken...
Derler ki
bir kadınla bir erkek
yan yana gelirse önce tanışırlarmış
karpuz kabuğu kırılıp da samimiyet başlar
şakalaşmalar, gülüşmeler buğulu havayı bozarmış

bir kadınla bir erkek 
arkadaş olduktan sonra birbirlerine 
sonsuz gelebilecek uzunlukta bakışlarla
içten gelen titremelerle 
birbirlerine cevap verirlerse
o an aşk başlamazmış
kadınla erkek sonuçta
ne olacağını bilemezsin

derler ki
kadın karşısındakinden ya utanırmış
ya da zıtlaşırmış
erkekse hep aynı
anlamazmış, kız belirtilerini saklamaktan vazgeçmediği için
oysa ki hala arkadaşlarmış

ismini başkalarıylayken duyunca
ilk kimin kalbi çarparsa
o isimdeki kişiye uyarı gönderirmiş
ve dünyada etkileşim çerçevesi böyle sürüp gidermiş

derler ki
bir kadın severse
belli etmezmiş
erkek severse
kadını elde etmesi gerekirmiş

kıskandığında
gözlerinin içine bakarak güldüğünde
konuşmayıp da dili etkisiz hale geldiğinde
kekelediğinde
elleri titrediğinde
bir bak gözlerine
ne var kalbinin içinde
hasta mı
aşık mı...

derler ki
sevda başa düştüğünde
hep onu görmek lazımmış
sesini duymak
varlığını hissetmek

ama demezler ki
hep böyle kalmazmış
sevda başlı başına bir acıymış
unutman gerekiyorsa unutacağın
ama unutamayacağın
sevmiyorum deyip de ağlamayacağın
ama ruhunun selleri sonradan şelaleler olunca alışacağın

ve sonsuzluk bundan yaratılmış...

18 Ağustos 2014 Pazartesi

AŞK; bizim olduğu kadar, hepimizin.

istersen kendine bağla
istersen tut elimden, çek çıkar beni
kendime geldiğimde bir kıvam kızgınlığıma tuz serpersin belki
sesimi yükselttiğimde elimden tutup çekersin belki
yükseklerde bitmezlikler var
bir deste neşe, bir düzine mutluluk
saçlarımda sessizlik var, gülüşümde huzur
hayatın akıp gidişinde belirsizlik
sende yaratılmamış bir güzellik
nereye gitsek bu gece
seçtiğimiz pembe diyarlardan uzak, sihirli denizlere
belki de elimden tuttuğun o deniz manzaralı yemeğe
gittiğinde bir şey daha seçtim
gidişinden yoksun

sevgi sağanağında kayıp
bir yokuş var üzerimde sanki
ve kayıp gidiyorsun sürekli ellerimden
sana da anlatmak isterim bir şey
"sesin güzel sevgilim, sözlerin de hayatıma bedel"
gel, çek götür beni derinlerden
korkulacak son şey olur 
korkun yine büyükse bedeninden
seneye de kullanma ama
at gitsin olmuyorsa
zirvede beklenilenler 
hep ait olduğu yerdeler
varlığından yoksun

bir ses olsa da sana ulaşır bedeli
ahmağın eziyeti olur; sevgisizliği
unutma, tut ellerimden
pek bir kayıp yok gülüşlerimden
varsa da bir öpersin, geçer.
uzak değil ihtimaller
yerin dibinde de sana yer var
gökyüzünün everestinde de
ve altyazısı var bu aşkın:
bir daha yok.
çünkü artık diğerleri aşktan yoksun

çünkü bizim aşkımız onların...


17 Ağustos 2014 Pazar

Peyniiir!

istiyorum ki
elleri nasır tutmuş bir balıkçının teknesinde
sonsuza dek sürecek mutluluğun denizinde
kaybolsak şafak vaktinde

ne var senin yüreğinde büyük adam?
söyle
mavi denizler gönderir belki gökyüzüne

fotoğrafını çekerim istersen
balık kokan ellerimle
yüreğini dinlerim
müzikten vazgeçmeyen kulaklarımla
gözlerine bakarım
başkasını görmeyen gözlerimle
koklarım teninin kokusunu,
denizden buharlaşan tuzun esintisiyle
ama önce sarılsam keşke
ve öpsem yanaklarından
balıkçı adam bize bakmadan 
kondursam busemi kiraz kırmızısı dudaklarına
bize kaptan olduğunu söylemeden önce
evlenmiş oluruz belki

korkma
evlilik delisi değil yüreğim
sadece fotoğrafını çektim bu kalbin
elimdeki mutlu resmin...

kendine iyi baksan da yeter
kaptan bize gülümseyecek sonuçta
ve demiri alıp kaybolacağız ufuk çizgisinde
ve bulamazsak birbirimizin ellerini yeniden
gideriz sonsuzluğa
gökyüzü de denizden bir parça sonuçta....

Acılar tarifesi

bir yanımda şaha kalkmış güvercinler var
diğer yanda uçan atlar
bense balıklar gibi yüzebilip, diğer bütün hayvanlar gibi koşup yürüyebiliyorken
uçamamanın derdindeyim

merdivenin başında oturuyoruz
uçurtmalar selam gönderiyor bulutlardan
gülümseyemiyorum bile güneş ışığından
sorsalar ne bu derdin diye
güneşi suçlayacağım, inan

sesi var sessizliğin de akıp giden yalnızlığa
ve içime çekilmiş bir parça gariban inat
güçsüz bir parçası yoksulluğumun; duygulardan
geç kalmış ertesi bir sabah; karanlıktan
teslim olamıyorum kollarına aşkın, derken
çıksan karşıma...

bir tarafı var
sancılı yüreklerin toplandığı 
hani hiçbir şey yapmazsın ama bir hapise tıkılırsın
oysa ki hiçbir suçun yoktur
o taraftayım
ceza mı çekiyorum
ama çok uzak zihnim de kalbim de; ruhumdan

merhaba 
teslim olmadan önce
uğra bir acılar tarifesine
sana da kelepçe taksınlar
geçmişten kaçmadan önce...

14 Ağustos 2014 Perşembe

ithaf: nobody

belki sana bir şekerden bahsetmemişlerdir hiç
sessizlikte ağzına attığında uykuya daldıran hayallerden oluşan
ve sen rüyanı görürken hayat bir şekilde akıp gider
uyumasak keşke, dersin
birkaç saat daha göreyim o gökyüzünü
ve bir film izlersin
yaşadığını zannedersin
oysa hayaller alır başını giderken
sen bir kenara çekilirsin

herkes nerede?
sözlü halk toplantısında tatlıları mı eleştiriyorlar
dünyada nerede kalmış bunca acı, bunca nefret
herkes düşmanına sarmış, başında olup biteni göremezken
gözünün önünde öldürseler onca adamı
onca çocuğu
onca hayvanı
biraz daha sessiz kalmak istersin
ve çığlıklarını bulutlara yüklersin
insanlara kaç para lazım daha da zengin olmaları için
yoksa yürekleri mi lazım insanların?
kanları mı?
vampirlikle zengin olmuş silah tutan eller
ve o eller nasırlı.
sudan geçir bi istersen
sessizlik modu artık kapalı
senin yüreğinse bizde artık.
artık küllerle oynamanın zamanı...