ve sonra bir adamın aşığı oluyordu kadın
bakıyordu ardına hiç sığınamadığı dağların
beklemişti hayalleri doğsun o tepelerin arkasından güneş gibi
sevmedi
hiç kimse gibi sevmedi
ve hiç kimse gibi görmedi
aşk bizde olan bir şey miydi
yoksa kalbin aldatmacası mı
oysa şimdi
ne kadar da yansa canı
belki yandığını da zannediyor olabilir
bir şeyler vardı
ters giden bir şeyler
bitmesi gerekirken bitmeyen
ama bitmemesi gerekirken biten...
aklı takılıp kalmıştı ona
alışkanlık gibi...
kalbinden çekip giden adamı gözleri arıyordu artık sadece
ve kalbi artık yorulmuştu
hala yıkıklarından oluşmuş dağınıklığını toplamaya çalışıyordu
ve aşka aşık kadın
solmuştu
terk edip gitmişti yüreğinde çırpınan kuşlar
karnındaki kelebekler
doğasına saldı kadın onları
özgür bıraktı...
Ve özgürdü artık kadın da...
Tek canı yanması gerektiği şey,
boşluğa açılan bir kapıyı aralamaya çalışmış olması
ve o boşluğa gerçekten düşmesiydi...
Geri dönebilmek için
o kuşlar gibi olmalıydı artık.
Uçabilmeliydi.
Ve uçabilmek... Bir yetenekti.
Ya doğuştan vardı, ya da bir anda ortaya çıkardı.
Ortaya çıkmalıydı.
"Aşkı bile çağırmaz artık kalbim
uçana kadar, elveda..."
Bir kız var. Görünmeyen bulutlarında uçuyor, parlamayan güneşinde ısınıyor. her sene büyüdüğü için yaşını söylemeye de gerek duymuyor. duygusal, stres dolu. ne yapması gerektiğini bilemediği için tüm varlığıyla ve edebiyatıyla burada.