öncelerin masalları hep güzeldir
ve öncede kalacak olan hep güzeldir
bundan sonraları da
önce olmaya adaydırlar.
seçilmeksizin
daima öncesi olurlar
ve orada kalırlar...
benim masalımsa sonrasından öncesine
ve hep arafta.
bir çocuğun yüzünden anlaşılmaz olan sevgi
bir bebeğin gözlerinde büyüyen aşk gibidir
ana aşkı
baba sevgisi
varsa bir yudum sütü
büyüdüğünde dilimlerce pastalara dönüşür
peynirler arasında yoğurtları sever çocuk
onca sütün içinde
ve ekmeği yok eder
anlaşılmaz hayat
bir bakmışsın yokuşun esaleti
olmuş esirin
sen olmuşsun esiri
sefaletin
geri dönemez
bakarsın ardındaki seferin
suçlu o gözlerindeki uzaklık
yakın olsan
dillerimde yeni şarkılar var
kulağına fısıldanmalık
yakın olsan
nefeslerim var
dudaklarına dokunmalık
kokum var,
kokun var
birbirlerine karışmalık
yakın olsan
umutlarım var
köprüye ulaşmalık
ben sana gelsem de
sen benden kaçmalık
ben senden başlamalık
sessizce
uzaktan
uzak olsan
dağlarım var
ardına saklandığım
oysa ki o dağların arasında bir güneş var
umuduma yakın
tıpkı o küçüklüğümden geleceğime giden resimdeki gibi
pastel boyadan bozma kurşun kalem gibi
nerelerdesin sen
yanımda bile değilsin
içimde
uzak olsan
bağlarım var halatları köprülerin
binlerce köprü var
yakın olsan
tırmansan....
ve bir sessizlik var
yalvarışın sessizliği
büyükler bilir geleceği
vardır elbet bir bildiği...
uzak da olsan
güzelsin
hayalsin
uzaktan...
Bir kız var. Görünmeyen bulutlarında uçuyor, parlamayan güneşinde ısınıyor. her sene büyüdüğü için yaşını söylemeye de gerek duymuyor. duygusal, stres dolu. ne yapması gerektiğini bilemediği için tüm varlığıyla ve edebiyatıyla burada.